29 Ocak 2009 Perşembe

Kalemlerim var

İnsan kimi zaman zor anlar yaşar hayatında. Önemli olan onlar ile başedebilmektir. Eğer başedebilirsek demek ki kendimizde bu gücü hissediyoruz demektir. İnsanoğlu değişik çeşitlere ayrılmıştır alışkanlıkları bakımından. Kimi; hemen pes ederek çeker gider karşısına çıkan zorluklara karşı. Kimisi;" dur bakem belki vaadıı bi hayıı " der ve beklemeye alır kendini birz merakla karışık. Kimisi de o kadar güçlüdür ki, bütün terslikler onu bulmasına karşın hala pes etmez ve " daha, daha yok mu ? " düşüncesiyle direnir ve karşı koymaya mücadele eder. Bana kalırsa saydıklarımın içinden en güçlü olanı en son eklediğimdir. Pes etmeyeceğiz ve başımıza gelen kötülüğe, tersliğe, olumsuzluğa karşı hemen başkalarında suç bulmayacağız.
Bir Serbest Çalışmadan :
* Korkacak bir şey yok hesap tamam sıram geldi mi hatta güleceğim. Kendimi hazırladım biliyorum önce turgut arkasından ömer haybo, daha sonra varujan sonra nureddin sonra ben değilsem demokrat toni. Sonra o değilse mutlaka benim. Kendimi hazırladım biliyorum. Aysel'in gölgesine saklandım hep susamışım su içiyorum.Msamda ahşap bir kalemlik var. İçinde renk renk izler taşıyan kalemlerim var. Kimbilir hangisinde acı hayatlar var, hangisinde güzel sözler barınmakta? Kimbilir de hangisinde acı itiraflarım var? Bu merak içimi kemirmekte sancısal tarzımda. Ben kalemlerimin yazabilme ihtimalini sevdim, ister acı, ister gerçek olsun. Yeter ki yazsınlar bana acılarımı. Tatlı, tatlı...
Kimbilir hangimizin kalemi kırılacak kalemlikten çıkmadan, sessizce ve derinden...
* Yardımcı Kaynak = Atilla İlhan'dan ...
Kaynak Resim : http://fotogaleri.hurriyet

A'lar romantik, Z'ler ise aşk acısı çekiyor

Gel tanışalım önce ben kısaca G.C. Ama sen bana uzun uzun seni seviyorum de. İsmimizin baş herflerini bazen yüreğimize, bazen de ağaçlara, bazen şifrelere bağlar ve kaydederiz. İsmimizin baş farfiyle başlayan binlerce, milyonlarca nesne, aygıt, eşya, hayvan, yiyecek, içecek ama ne ararsanız vardır. Bunların hepsini sayabilirsek atın bilgisayarlarınızı çöpe=))9E bunu yapabiliyorsak pc'ler ne iş yapacak?
Adımın başharfi : G. G deyince aklıma "Güzel " geliyor. Güzel demek ne demek? Rana. Tatlı, hoş, insanın hoşuna gidene denir değil mi? Ne demiş şair? " Ben güsele güzel demem güzel benim olmayınca ". Ben de derim=) Sadece bizim olmasına gerenk yok aslında güzel dememiz için ama, böyle denmiş işte. İnsanın haz alma içgüdüsüne bağlı birşey bence güzel özelliğini verebilmek için. Başka ne var? Gül. Gül asırlardan beridir, bütün aşkların, aşıkların birbirlerine iyi bağlama çekebilmek için kullandıkları bir aşk çiçeğidir. Bir tanesi bile bize yardımcı olabilir. Aşkımızı ilan etmede, barışmalarda, özel günlerde v.b. diyerekten de sebeplerini çoğaltabiliriz en bolundan.
Çeşitli organlarımızın adlarınıda verebiliriz mesela. Göz. Gözümün nuru, gözbebeğim, gözümsün, gözünü dört aç, gözüm sende gibi söylemlerde de yer bulmuştur kendine. Daha çok örnekler verebiliriz bunlara.
Ben G'min ne işe yaradığını buldum. Buldum da iyi oldu, kendimi uzun zamandır bulamıyordum.Kendimi kaybetmişim.Kendimi kaybetmişim bir yokluğun içinde, boynuma vurulmuş soru işaretlerinin kancaları var asılı.Noktaları ise gözbebeklerimin içinde saklı.Cevaplarımı arıyorum soru anahtarlarının içinde.Yaptığım üç yanlış beni hayattan başka yerlere götürecek mi?Bilinmez.........Umarım hayatta karşınıza çıkan bütün sorular cevapsız kalmazlar.....
A'lar romantik, Z'ler ise aşk acısı çekiyor.
Aİlla da ilişkilerinizde romantizm diye tutturduğunuz söylenemez! Daha cok aksiyonla ilgilisiniz. Hareket lazım size, hareket. Üstelik uğraştığınız her şeyde. Flört edecek kadar sabırlı değilsiniz. Ama dobralığınıza söyleyecek hiçbir şey yok. Eşiniz çok çekici olmalı. Özellikle fiziksel yönden. Çünkü bir şehvet düşkünü olarak siz buna çok önem verirsiniz.
BDuygusallık ve romantizm sizin özelliğiniz. Mum ışığında yemek, ay ışığında yürümek sizin için ideal. Sevgiliniz size hediye almak zorunda çünkü bu tür numaralardan hoşlanıyorsunuz. İradeniz çok kuvvetli. Özellikle seks konusunda. Ama sevginizi ifade etme kabiliyetiniz muazzam.
CSosyallik paçalarınızdan akıyor. Siz flörtsuz de duramazsınız.Sevgiliniz yandı her an yanınızda olmak zorunda. Tamam duygulu ve duyarlısınız ama seks de önemli değil mi? Biraz bencilsiniz, ne ayıp, sanki eşiniz, sevgiliniz size tapmak zorunda! Seksi sevmenize rağmen çok uzun süre hayatınızda seks olmadan yaşayabilirsiniz.
DKafaya takmaya görün! Onu mutlaka elde edersiniz. İmkansız olsa bile kolay kolay vazgeçmezsiniz. Yardımseverliğin bu kadarı da fazla. Populerliğinizin kaynağı da bu. Sıfatlarınız şunlar: Seksi, sadık, kıskanç ve bencil.
ESeks sizin icin zevkten daha öte bir şey! İş, stres, para, dış etkenler seks hayatınızı olumsuz yönde kolayca etkileyebiliyor. Ama herşeye rağmen asla seks duygunuzu tamamen kaybetmiyorsunuz. İhtiyacınız sürekli ilgi. Allah kolaylik versin.
Fİdeal sevgili, ideal romantik. Sevgilinizi ilahlaştırıyorsunuz. Üstelik bundan zevk alıyorsunuz. Dışarıdan gösteriş düşkünü olarak görülebilirsiniz ama içinizde sıcak ve romantik bir insan var. Umarım peşinde koştuğunuz ideal sevgiliye ulaşırsınız.
GSizin için söylenecek iki sözcük: Müşkülpesent ve ayrıntıcı. Biraz özentisiniz. Statüsü sizden yüksek insanlarla ilişki kurmaya bayılıyorsunuz. Ayrıca bir özelliğiniz daha var, erotizmin zirvesine nasıl ulaşabileceğinizi iyi biliyorsunuz.
HSürekli bir arayış içindesiniz. Üstelik ne aradığınızı da biliyorsunuz: Sizi her yönden zenginleştirecek bir partner. Onun için herşeyi yapabilirsiniz. Ama buna yatirim gözüyle yapmanız iyi değil. İtiraf edin. Bazen yapıyorsunuz!
ISevilmek icin yaratılmış birisiniz. Sevgilinizin size tapması için her şeyi yaparsınız. Ama unuttuğunuz birşey var, herşeyi hep ondan bekliyorsunuz. Bu kadar çabuk kırılmanızın nedeni bu. Sizin için aslolan güven duygusudur. Seks ise sadece doyurulması gereken bir ihtiyaç.
JMüthiş bir fiziksel enerjiniz var. Sevişirken hiçbir güç sizi durduramaz. Partnerinizin yorulması hariç! Sizin için karşı cinsle ilişki bir meydan okuma. Romantik olduğunuz söylenebilir ama sizi asıl ilgilendiren baştan çıkarmak. İdeal aşka inanıyorsunuz. İşiniz kolay değil.
KKetum ve utangaçmış gibi görünüyorsunuz ama son derece şehvetli ve duyarlı bir insansınız. Ama bunu kimseye çaktırmıyorsunuz. Ticari kabiliyetlerinize maşallah. Bu isin bütün ayrıntılarına hakimsiniz. Ciddi görüntünüz insanlarda çekingenlik yaratıyor. Aldatmaktan ve aldatılmaktan nefret edersiniz.
LAsk sizin icin tutkuyla eşdeğer. Sevilmekten çok sevmeye önem veriyorsunuz. Birine bağlanmak sizin için çok değerli. Aşk konusunda heralanda başarı garanti. Bu yüzden biraz maymun iştahlısınız. Yeni tatlar deneme potansiyeline sahipsiniz. Tuzlu mu, tatıi mı, ekşi mi? Sevgilinizin işi zor çünkü entelektuel olmak zorunda.
MCok duygusalsiniz. Çok ama. Bir ilişkiye girdiğinizde tüm benliğiniz eriyip gidiyor. Seks özgürlüğüne inanıyor gibi görünseniz de, lafta, doğru değil. Fantezileriniz ve seksüel enerjiniz tükenecekmiş gibi durmuyor. Birlikte olduğunuz insanı çocuk gibi koruyup, kolluyorsunuz. Ama onun bundan sıkılabileceğini hiç düşünmüyorsunuz.
NSizi yakından tanıyanların asla inanmadığı iki sıfatınız var: Masum ve çekingen. Bu sadece dış görünüşünüz. Son derece aldatıcı. Seks konusunda çok yeteneklisiniz. Sekste tekdüzeliğe asla tahammülünüz yoktur. Maalesef mükemmeliyetçisiniz bu yüzden de sizin standartlarınıza uygun birini bulmanız çok zor oluyor.
OOooo sekse cok duskunsunuz! Ama biraz da çekingensiniz. Enerjinizi başka alanlara yönlendirmeniz bu yüzden. Para ve güç sizin icin çıkış yolu.Düşkün olmanıza rağmen seksi ciddi bir iş gibi görüyorsunuz, karşınızdakini de seksüel bir obje gibi. Bu yüzden itirazlar geliyor.
PSizin için hayatın anlamı sosyal statü. Biriyle birlikte olabilmeniz zor. Çünkü eli yüzü düzgün olmayan biri sizin statünüzü düşürür. Üstelik çok da zeki olmaıi çünkü siz tartışmadan duramazsınız. Bu sizin için bir ihtiyaç!
RBirlikte olmak icin en iyisi kendinizi kopyalamanız olurdu.Çünkü sizin tıpkı kendiniz gibi birine ihtiyacınız var: Entelektüel ve zeki.akıl sizin için fiziksel güzellikten daha önemli. Ama bu seksin önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Eşiniz yatakta etkili değilse, ögretmekten zevk alırsınız.
SGevezesiniz. En büyük zevkiniz konuşmak. Eşiniz dinlemekten hoşlanmıyorsa yandınız. Eş değiştirmek zorundasınız. Çünkü konuşmak sizin için bir ihtiyaç. Hayatınızdaki herşey derli toplu olmalı. Uyumsuzluk ve karmaşadan nefret ediyorsunuz. Siz herşeyi kontrol etmek istiyorsunuz. Çok flört ediyorsunuz. Sizin için flört seksten önemli. Ama bir kere kalbinizi kaptırmaya görün, dünyanın en sadık insani oluverirsiniz. Size uygun sevgili bulamazsanız, iyi bir kitapla da idare edebilirsiniz.
TTam bir romantik. Aska düşkünsünüz. Flört için ideal bir tipsiniz. Aşık olduğunuzda romantiksiniz ve bu yüzden de kırılgansınız. Ufak bir aksilik ayaklarınızın yere basmasını sağlar. Anında gerçekci olursunuz.
UTam bir paradoks. Aşık olduğunda gerçekci, aşık olmadığı zamanlarda aşka aşık bir tip. Her zaman değer verecek birini arar. Sevmekiçin yaratılmıştır. Sevgilisini herşeyin üzerinde tutar.
VSizden adam olmazHer zaman özgürlük ve heyecan peşindesiniz üstelik gizemli insanlar ilginizi çekmek ne kelime, sizi büyüler. Ya yasça büyük ya da küçük insanların peşinde koşarsınız. Bu yüzden bütün ilişkileriniz tehlikelidir.
YBağımsızlık, sloganınızdır. Biriyle olmanız zor, haliyle. Her zaman kendinizi ispatlamak zorundasınız. Özellikle sevgilinize karşı. Ya o da kendini ispatlamaya kalkarsa? Ama Allah için son derece açık ve çekici bir insansınız. Sekse önem veriyorsunuz. Ama para daha önemli. Ne ayıp!
ZAşkın acı çekmek olduğunu artık biliyorsunuz. Samimi, hassas, duygusal ve hayalperestsiniz. Başı dertte olan insanlar icin, sizden daha iyi biri bulunamaz. Üstelik her zaman da sevgilinizin kurtarıcısısınız. Ama paylaşmaktan çok hoşlanmıyorsunuz. Özel hayatınızı, sırlarınızı kendinize saklıyorsunuz. Belli olmasa da seksi seviyorsunuz. Evlenmek zorundasınız yoksa yapamazsınız.

Kaynak yardımcı bilgi ve resim : Hürriyet Gazetesi'nden alıntı yapılmıştır.

Birinciyiz Kırolukta.

Arada bir dilimiz sürçer ise affola, tutmasını biliriz de kemiği yok bunun. Yeri geldi kimi zaman birbirimizi kırdığımız olmuştur en ağırından. İsteyerek olamaz tabii ki ama istemeden de olsa birbirimize sadakatsizce davranmışlığımız yoktur diyemeyiz. Bazen o küçücük oğluşuma bile kızdığım olmuştur. Ama inanın ki insanoğlu çabuk alevlenip çabuk sönen bir yapıya sahip. Özellikle biz yurdum insanımız milletçe asabiyette birinciyiz. Kızarız, birbirimize söveriz, sayarız ama sonuçta kendimiz kaybederiz. Neden; sabırsızlığımızdan tabii ki. Dilin kemiği yok ki kırıp içeri alıversek.:)) Tam süper olacak. . .
Başlıca birinci olduğumuz alanları sıralayacak olursak :
1. Trafik : En başsıraya bunu koydum çünkü bu konuda dünyaca ünlüyüz :)) 100km hızla gideriz yavaş didilecek yolda. Arada mesafe bırakmayız. Delikanlıyı bozar! Araya araba soktutturulmaz. Sol şeridi kaparız ama hızlı gitmeyiz aheste aheste sallanırız. Emniyet şeridini kendimizi uyanık sanarak ( aslında ahmakızdır ) sıkışıklıkta hemen kaçarız aradan topuklayarak. Ambulansın arkasına takıldık mı bizi kimse tutamaz emniyet şeridinde. Bunlar yüzünden acil işi olan insanlar hakkında yanlış düşünmek zorunda kalırız. Arabamızada eşi görülmemiş modifiye yapmayıda ayrı bir zevk bellemişizdir. Doğan görünümlü şahin hesaabı:)))
2. Yaya iken : Yaya iken de çok tehlikelidir yurdum insanı. Yolda yürürken yerlere tükürme içgüdümüz neredeyse full gelişmiştir. ( sakın yanlış anlaşılmasın sözüm kırosal erkeklere ).! Elimizdeki sigarayı daha bitmeden yere atmak suretiyle minibüse ya da dolmuşa hop! diye atlama huyumuz da müthiştir. O sigarayı atar yere sonra kim süpürürse süpürsün umurunda değildir. Yeter ki o gitcee yere ulaşabile. Gözleriyle karşıdan gelen bayana afedersiniz ö.üz gibi yiyecek gözüyle bakarız, sanki bizi kimse görmez. Bacımızla, eşimizle, kızımızla yolda yürümeye korkar olduk. Artık gündüz gözüyle bile insan kaçırıyorlar Allah muhafaza. . .
Cep telefonumuzu çalmadığı halde zırt pırt kayışımıza taktığımız cırtcırtlı kılıfından çıkarıp etrafa hava atarız. Kıro gibi ceptelefonumuzun mp3'ünü yolda görmemişce çaldırırız. Bir dükkanın önünden geçerken saçımız başımız nasıl diye o dükkanın camına bakarak kendimizi kontrol ederiz. Görenler de bizi vitrindeki ürüne bakar sanar. Elimizde çok güzel telefon varken bile daha üst model ceplere bakmaktan bıkmayız:))
Evde iken : Pazar Sabahı kalkarız sportif bir şekilde atlet-eşortman ( ama eşortman bak eşofman diil =P ) kombinasyonuyla sabah balkonumuzda nefes açarız. O kadar deli gibi sigara içtiğimiz halde kendimizi en sağlıklı insan hissederiz. Yoldan geçen bayan var ise hemen uyduları diker o koca işkembemizi içeri çekerek kendimize sportif insan süslemesine bırakırız ve çaktırmadan kesmeye başlarız en raconlusundan. Hatta daha da iğrençleşmek istersek balkondan aşağıya da çöp atabiliriz, sofrabezi silkeriz. Daha çok artırabiliriz çeşitlerimizi. Eğer diğer çeşitlerimizi görmek isterseniz içeri geçebilirsiniz yukarıda aile salonumuz var :)))
Bunlar yurdum insanının dışarıya kendini göstermesini kolaylaştırmak üzere hazırlanmış detaylar. Bunlar resmen hayalürünü değildir tamamen gerçektir. Bunlardan küçük çocuklarımızı uzak tutalım ki onlarda böyle olmasınlar. Onlara güzel bir gelecek hazırlayalım...

Remember the milk: Süt almayı unutma !.

Heyo. Yeni bir program keşfettim internet alemine akarken. İnternet gerçekten de süper birşey. Adı da ne biliyor musunuz? Ama gülmece yok. Tamam mı ? " SÜT ALMAYI UNUTMA ! " =))) güldünüz di mi?
Programın yaptığı iş için mükemmel bir isim. Türkçesiyle, Süt almayı unutma! :) Remember The Milk, web tabanlı bir yapılacaklar listesi ve görev yönetici uygulaması. Uygulamanın son derece basit arayüzü yardımıyla yapacağınız işleri yazıyorsunuz ve yapacağınız işler, internet olan hiçbir yerde peşinizi bırakmıyor. Zaten yapılacaklar listesi oluşturan birisinin de tek istediği budur. Değil mi? :)
Remember The Milk'in arabirimi son derece gelişmiş web kodlamalarıyla hazırlanmış. Örneğin yapılacaklar listenize yeni bir iş girdiğinizde asla kaydetme işlemleriyle ya da sayfa yenilemeleriyle uğraşmıyorsunuz. Sadece yazıp Enter'a basmak yeterli sizin için.
Uygulamanın belki de en güzel özelliği; oldukça popüler bir takvim uygulaması olan Google Calendar ile bütünleşik olarak çalışabilmesi.
Haydi size iyi günler, iyi surf'ler...

Yardımcı Kaynak : www.rememberthemilk.com.

Hayat bana bir mesaj salladı; içim kıpırdadı ama tatlı talı acıyarak.


Bayramdan sonra insan nasıl hissederse kendini öyleyim işte. Ben böyleyim. Yakamoz yakamoz yüzüme çarpan hayatın sille darbeleri içime işledi en işlenmişinden. Yüzüme bakma öyle utandırma hayallerime karşı beni. Cebime mesaj geldi bakamadım sinirimden. Ne yazık ki mesajınız gönderilemedi yazıyordu. Neden sana ulaşamıyorum ki ben? Ben zaten hayallerime ulaşamadım ki yaşamımda. Hayat çağrılarıma cevap vermedi. Meşgule aktardı beni en ödemelisinden. Mesaj at hayat bana.Ulaşamadım hayallerime. Bana avans hayal veremez misin? Sana zaten faiziyle hayatımın bütün faturalarını ödedim hayallerime karşılık. Kontör at hayat doymadım sana.
Hayat bana bir mesaj salladı; içim kıpırdadı ama tatlı talı acıyarak." sayın insanoğlu, yaşama sarılarak hayatta kalmak için lütfen hayatınızı yeniden gözden geçirin. Bizi aradığınız için teşekkür ederiz." diye benle alay etti. Oysa hayatta kalabilmem için bütün kontörlerim bitti, tükendi...
* Hayat; kimi zaman avucundakini yaptığı sihirle yok eden sihirbazdan oyunbaz, bedenini dansın büyüsüne kurban etmiş bir dansçıdan kıvrak, yeni yürümeye çalışan bir bebek kadar sarsak, kimi zaman da gemlenemeyen toy bir kısrak gibi gelir size...
Sevgilerden bir demet...


* : Alıntı: Handan Öztürk/Doğu'nun Çıplak Kadınları/Dünya Kitapları

Bir telefonum var afilli mi afilli.


Bilirsiniz işte manyetik alanda cep tilifonunu maganda modunda etrafa bakınarak kullanan mangal gönüllü Türk erkeği bizlerde var. Her yerde ikidebir belindeki kayışında asılı duran ve yerli yersiz " cırrrrttt " dedenek açıp çalmadığı halde ekranını kirlenmiş havası vererek koca baş barnağınla silen kırolar da bizde. Yahu tamam anladık telefon sende. Bizimkisi seninkisinin yanında ezik durumda. Dandik. Seninkisi ahanda kamyon takozu gibi kocaman olsa da, bizimkisi kuşe kağıdı kadar, plazmatik ekran da olsa tamam seninkisi daha da güzel olsun. Ama yapma be abicim. Çıkarma onu cebinden çalmadan. Ölürüm uğruna, dünyaları verseler seni yine de değişmem hiçbir heyvana :)) Sok onu yuvasına.
Bir de bu abilerimin eksantirik melodileri de vardır. Hele hele gündemde sakın ilgi gören bir arabekis şarkı olmasın. " dnınınını dınınınınınıııı jenderme jendermeee " , " yetele de yavrum yetele nerde kaldın erteleeeee " , bir de yabancı şarkılar vardır gündemde. Bunlar bizi ilk çıktığı gün zevkten, akabindeki ilerleyen zamanlarda da sinirden derbeder eder. " Daleeee, dale donnn daleee" , " aaaaar yuuu rediiiiiiiii dıt dıt dıt dırt pörrttt ! ppehh ". Yapmayın bunu piliiiiz...
En çok güldüğüm de, eğer sokak ortasında ya da bir caddede, alışveriş merkezlerinde defile varsa, hatunlar da afilliyse değmesin yağlıboya. Adamlar zaten abazanlıktan patlamak üzere, sanki hayatlarında hiç baayan görmemişler, ellerinde kameralı cep telefonlarıyla usta kameramanlara taş çıkartırlar. Ulen eve git de eşinin resmini çek, ekran koruyucu yap desem yapmazsınız ama. Neden ? Ooo olmaz. Erkekliğe sığmaz şimdi. Hanımının resmini kimsenin görmemesi lazım. Hele bir de arkadaşının biri telefonunu karıştırırkene ekrandaki resme bakıp " abi yenge bu mu ? " diye sorarsa eğer, her an bir kafayla uçma senkronizasyonu yaşanabilir. " abi yenge bu mu ? " sanane lan. Al bir tane daha kırocan.
__Yok bu sadece katalog, elimde başka yengeler de var. Sen şu telefonu bıraksana bi masanın üstüne.
* He he he heee espirik yaptın seeen. Neden ağbi ?
__ Yok sana şimdi kafaylan uçacam da telefona zarar gelmesin diye şeettirdimdi. He mi yeğenim ?
Küüüüüüttt ! Bi kafa, bi gözz ! Al sana Petek Dinçöz :))) dermişim...
Bir de televizyona çeken bir kamera görmesin bu türü tükenmeyesice kardeşlerim. Hemen spikerin arka adalelerinde bitiverirler. Hemen cebine sarılır ve ev halkına haber verilir. " Açın lan açın ben çıkıyom tilivizyonda. Aha bak orda kameraya el sallayan bir balta var ekranda. Kesin farkedersiniz beni. Burdan bütün aileme selamlar, sevgiler. Abla bi türkü çığırıyım mi ? Abla hengi kanal ? Tüüüh o kanal bizde çekmiyo " . gibi sinerji oluştururlar.
Ben hala bu türün cinsini anlayabilmiş değilim. Siz biliyor musunuz acaba ?

Halk inanışları hurafeler

İnanç, kişinin inandığı, ona bağlı kaldığı ve hayatının her safhasında kendi düşüncesine göre uyguladığı bir olgudur. Hepimiz Yüce Allah'a inanırız ( inanmayan ahmaklar hariç, onlara yapacak birşeyimiz yok. Allah sonlarını hayır etsin. ) ve bu yolda görevlerimizi yapmaya çalışırız. Fakat yaşantılarımızda öyle alakasız ve bizi kandıran olgu ve adetler vardır ki ( çoğu düğün dernekte uygulanır ve yıllardan beri aramızdadır ) artık yaşamımızın bir parçası haline gelmiştir. Bunları uygulayıp uygulamamak kişinin kendine ve düşünce yapısına bağlıdır. Acaba halk arasında neler kalıplaşmış, neler adetten görülmeye başlamıştır öğrenelim. Haydi sizi konferans salonuna alayım hemen...


Gün battıktan sonra bir evden ötekine süt verilmez, verilirse sığırda bir hastalık çıkacağına inanırlar.- Cuma gecesi dikiş dikilmez. Yapılırsa iyiye yorumlanmamaktadır.- -Geceleri; aynaya bakmak, saç taramak, tırnak kesmek, sakız çiğnemek, ıslık çalmak iyiye yorumlanmaz.- Evin üzerinde bay kuş öterse o evden ölü çıkarmış gibi kötüye yorumlanmaktadır.- - Akşam ezanından sonra dışarıya kül dökülmesi, köpeğin ulaması, eşik üstünde oturmak iyi sayılmaz.- - Uzun yola çıkanın, askere gidenin arkasından, zaman su gibi aksın gelsin inancıyla su dökülür.- - Köyde insan öldüğü gün, dışarıya çöp atılması, cenaze gömülünceye kadar çocuk uyutulması iyiye yorumlanmaz.- - Yeni doğan çocuk kırk günlük oluncaya kadar, evde yalnız bırakılmaz. Dışarıya çıkarılmaz.- Çocuk doğunca göbeğine bir miktar kahve veya çörekotu konur. Yedi gün sonra yıkanır.- Çocuk kırk günlük olunca kırk uçurma adedi yapılır. Çocuk yakın komşu akrabalara götürülür. Bu gezi zengin bir eve yapılırsa çocuğun zengin olacağına inanılır.- - Saçı kesilen çocuğun kesik saçı camiye veya okula götürülür. Böylelikle çocuğun zihninin açılacağına, okumuş olacağına inanılır.- çocuk konuşmaya ilk başladığı zaman bir komşuya bahşiş verilir.- - Ay tutulması: Ay bir yılan (ejderha, cinler, periler) tarafından tutulur. Ayın kurtulması için gece uykuya yatılmaz. Korkutmak için silah atılır.- Çocuk yürümeğe başlasın diye , ikiz kardeşler tarafından cuma günleri koltuk altlarından tutulup sallamanın faydasına inanılır.- - Kırda kalan hayvanların kurtlara yem olmamaması için, kurtların ağızlarını bağlamak amacıyla muska yazdıranlan bulunur.- - Hıdrellez (6 Mayıs BENİM DOĞUM GÜNÜM ) sabahı çeşitli yapraklar toplanan ot demekçikleri kaynatılır. Bu su ile yıkanmanın kutsallığına inanılır.- - Evin büyükleri 5 Mayıs günü tarla çayır ve buna benzer mülklerini dolaşırlar. Bu dolaşmanın 6 Mayıs günü yapılmasının mahzurlu olduğu kanati vardır.- - Küçük çocukların altı aylık oluncaya kadar tırnakları kesilmez. Tırnağı kesilmeden önce babası cebini bozuk para ile doldurur. Çocuğun aldığı miktara göre şanslı olup olmadığına hükmedilir. Sonra tırnakları kesilir.- - Mart dokuzunda bir iş yapılması iyi sayılmaz.- - Evin önünde saksağan kuşu öterse misafir geleceğine inanılır.- - Dini bayramların arifesinde çift sürülmesi fena sayılır.- - Hıdrellezde ateş yakılır. Herkes ateşin üzerinden üç kere atlar. Bunu yapanların yılboyu hastalanmayacaklarına inanırlar.- - Sinir hastalıklarına uğrak tabir edilir, hastanın giysisi okutulur.- - Göbek kaçması tabir edilen karın ağrılarında, mide üzerine sıcak kiremit konur.- - Korku aldırmak için, kurşun dökülürse iyi geleceğine inanılır.- - Daha ziyade elde çıkan siğiller, kirpi dikeni ile okunursa, kaybolacağı sanılır.- - Kabakulak okunur, fırın ağzından alınan is ile şişyerin üzerine (x) işareti konursa iyi olacağı inancı vardır.- - Kantaron çiceği ile tatlı merhem (sakız, balmumu, vs.) kesik ve yaralara kullanılır.- - Sinirli yaprak çıbanlarda, sultan otu, ayak ve bacak ağrılarında kullanılır.- - Kara et bitkisi hayvanların üşümesi halinde yedirilir, su ile verilir.- - Kabakulağa acı süpürge ile vurulursa iyi olacağına inananlar bulunur.- - Köpek ısırmasında yara üzerine ekşi hamur konursa iyi olacağını sananlar vardır.- - Boğaz ağrısında, boğaza parmak bastırılırsa iyileşeceği sanılır.- - Yeni doğan bebekler tane çıkardığı zaman, gelincik çiceğinden geçirilir.- - Uyuyamayan çocuklar cuma vakti okutulur. Ev üstünden papuç atılır. O papucun üstüne üç defa tükürülüp toprağa gömülürse uykusunun düzeleceği sanılır.
Vesaire, vesaire...

İletmezsen ölümü gör


Adını vermek istemem şimdi, bir akrabam bana süper bir mail attı. Bilmiyorum size de geldimi ama yazmaktan büyük hatta daha büyük mutluluk duyacağım. Akşam demiyelim, saat 00:25 civarı evdekilerden fırsat bulup da pisimi açtığımda mail bombardımanına tutuldum resmen. Bilgisayar açmadığıma kızmış olmalı ki açma düümesine parmağımı atar atmaz mail kustu bana resmen ya. Bana patladı millete kızıp =))
Bu aralar bir geyik muhabbeti varya hani, bak bu maili bilmem kaç kişiye yollamazsan anan-baban ölür, yollarsan sana manyah bir para gelecek, yollamazsan yolda ayağın takılacak, direğe çarptıktan sonra oradan da yoldan geçen arabanın camından içeri girersin, yollarsan akrabaların artacak, yollamazsan blog sayfan çökecek ve senin yazılarına kimse yorum yapmayacak.... ohhh şükür Ya Rabbim bitti. Ben o kadar rahatım ki yollamadığım için, şu ana kadar ne param oldu fazladan ne de ağbim bana küstü. Ne Ankara'dan ağbim geldi ne de tarlamdan ekinim eksildi. Bunlar tamamen safsata ve insanlarımızın gönlüne kara leke düşürme yollarından sadece biri.
Şimdi sizlere gülerek mi ağlayarak mı yazsam bilmem ama okuyun işte canıııım :))
Veeeee ...... the curtain is being opened :))))
" Bu zamana kadar bana zincir e-posta gönderen tüm dost ve arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim;
Sayelerinde tuvalet temizlemekte kullanıldığı öğrendiğim kolayı içemez oldum.
Aids virüsü taşıyan iğneler kıçıma batar korkusuyla sinemaya gidemez oldum.
Deodorantlar kanser yapıyor diye sayelerinde artık bir domuz gibi kokmaya başladım.
Telefon hattımı kullanıp bana borç takarlar korkusuyla telefonlara da cevap vermiyorum.
İçinden fare ya da fare zehiri çıkar diye hiçbir kutu içeceği içmiyorum.
Çok sevdiğim içkime ilaç koyup beni uyuturlar, organlarımı çalarlar ve buz dolu bir küvetin içindeuyanırım diye bana yaklaşanları da tersliyorum.
Neyim var neyim yoksa satıp hastanede yatan ve büyük ihtimalle ölmek üzere olan çocuklara yatırmayı düşünüyorum.
Mail listesine katılırsam alacağım söylenen para, bilgisayar, cep telefonu ya da gezileri beklemekten de evden dışarı çıkamaz oldum.
Tuz Gölü'ne Konya'nın katkılarından dolayı yemeklerim tuzsuz tatsız.
Msn paralı olacak;Adam yeşerecek mi, sararacak mı beklemekten de gına geldi.
Excel hala ne zaman emekli olacağımızı da bildirmedi.
Bir maili forward etmedim, başıma ne belalar gelecek diye korkuyla beklemekten ruh sağlığımı dakaybettim.
Multipl skleroz olunuyormuş diye diyet ürünleri düşmanıma bile tavsiye etmiyorum.
Yerli malı kullanacağım derken marketlerde barkodu 869 ile başlayan ürünleri aramaktan da gözleriminbiraz daha bozulduğunu farkettim.
Sevgili dost ve arkadaşlarımdan gelen;'lütfen okuyunuz', 'çok önemli', 'aman virüse dikkat', 'bilmem kim para dağıtıyor', 'en az beş kişiye yolla', 'inanmadım ama doğruymuş', 'kişiliğini test et', 'tıkla para yolla, tıkla yardım et', 'bilmemkim seni gözetliyor', 'bilmem kime mail at, haddini bildir', 'onu yeme bunu ye' şeklinde başlayan kerameti kendinden menkul, nev'i şahsına münhasır bu mailler sayesinde hep beraber 'kafayı çizme'ye ne kadar yakın olduğumuzu da müşahade etmiş oldum.
ŞİMDİ: Eğer bu maili 60 saniye içinde 1200 kişiye göndermezsen; Bilesin ki bir kuş sabah akşam kafana siçacak ve hayatı sana dar edecektir. "
Bir Dost...

" @ " işareti nasıl ortaya çıktı ?

Off be kardeşim. Yaza yaza yaz geldi. Dallara kiraz geldi diyecektim, baktım camdan hava bayağı soğuk kış geldi. İnsan yazar da bu kadar mı yazar ? Blog yazmaya başladığımdan beridir ellerim dert görmez, mouse tutamaz oldu. Hele klavyeye o kadar alıştı ki parmaklarım, artık kaldırınca ellerimi havaya ağlamaya başlar oldu. Ben klavyemi isterim de klavyemi isterim. Şaka bir yana ortadaki kaynana, ben dolaşırım yana yana... Siz bilir misiniz @ işareti ne anlama geliyor ? Hep yazar dururuz mail adresi yazarken. .........@hotmail.com.
O aradaki @ ( et ) ne anlama gelir ? Et mi ? Yok kırmızı et. Yokyaa et balık kurumu. Bana hakar@ @me sakın.
Anlatıyorum size .
Sapienza Üniversitesi profesörlerinden Giorgio Stabile'nin açıklamasına göre internetin sembolü "@" işareti 1536 yılında Latin Amerika'dan İtalya'ya mal taşıyan Floransalı tacirlerin oldukça sık kullandığı bir işaret.
Yaklaşık 500 yıl önce şarap ve tahılda ölçü birimi olan "amphora" nın sembolü olarak kullanılan "@" işareti uzak mesafeler arası ticareti belirtmek için de kullanılıyordu.
İnternet'in günümüzde dünyanın en uzak mesafelerini birbirine bağlayabilme gücünün olduğu göz önüne alınacak olursa bu sembolün 500 yıldır anlamını kaybetmediği de ortaya çıkıyor.
Evime et girmez oldu demeyin . Herkeste @ vardır belkide :)))...

John ve Hearly - 3

- Oturalım dostum. O kadar acıktım ki seni bile yiyebilirim.-Geç bakalım yaşlı kurt. Garson : Ne alırsınız efendim ?-Bize iki tane işkembe çorbası. Bir de yanına kuru soğan almak isteriz. Türk bir arkadaşımdan görmüştüm soğana masada yumruğu bir koyuyor, soğan dörde ayrılıyordu.-İçki var mı içki garson ? Garson : Yok efendim. Burası çorbacı. Meyhane değil ! İçmek istiyorsanız gidin orada için.-Tamam dostum biz hallederiz biz. Kusuruna bakmayın biraz rahatsız da...- Rahatsız mı. Sensin rahatsız. Ben senin gibilerini cebime sokar ayakkabımdan çıkarırım.- Kızma Hearly. Şaka yaptım.Çorbalar gelir ve yudumlamaya başlarlar. Yarım saat kadar geçtikten sonra çorbalarını bitirdiler ve kakmaya karar verdiler.-Bana bırak John ben hallederim hesabı.-Ahhh. Yapma dostuum. Sen benim misafirimsin bu akşam benden hesaplar.- Bana baksana sen ! Ben ödeyemem mi sanıyorsun. Tamam belki param yok ama itibarımı ayaklar altına alamam koca adam. Çalışır öderim sonra çorbaların parasını.- Ahh ihtiyar ah. Çok inatçısın. Biliyorum sen ödemek istiyorsun ama ben ısmarlamak istiyorum. O sırada John çaktırmadan Hearly'nin paltosunun cebine 100 $ para koyar. Baktı ki ödemek istiyor , ödeyememekten dolayı duyacağı utancı düşünerek bu iyiliği yapıyor Hearly'e.-Dur dostum şuralarda biryerde bir ufaklık olacaktı ama...Diyerek paltosunun ceplerini karıştırmya başlıyor.- Vay canına dostuum. Bak cebimden 100 papel çıktı. Süppeer. Bırak bana bendensin...Diyerek John'a güler, göz kırpar ve ağzındaki altın dişi ihtişamla parlayarak geceye ışıltı katar...Hearly o kadar çok mutlu olmuştur ki cebinden para çıkmasına, hayatında o kadar asla sevinememişti. Yaşadığı yaşam şartları, daha hayarının baharında oğlunu trafik kazasında kaybetmesi ve 5 sene evvel de eşini kaybetmenin acısıyla hayat ona çok acımasız davranmıştır. Evini ve ailesini kaybeden Hearly sokaklarda, parklarda yatıp kalkmaktadır. O gece John ile birlikte bir otelde kalırlar. John, Hearly'nin mutlu olmasını o kadar çok istiyordu ki onu bu gece asla yalnız bırakamazdı. - Bayım biz iki oda istiyoruz. Resepsiyonist : Pekiyi efendim. 22 ve 23 nolu odalar. İyi akşamlar.- Teşekkürler bayım. Hadi bakalım koca kurt çıkalım ve dinlenelim. Sabah güneşi bizi heyecanla bekliyor olmalı.- Bana bak koca adam neden bana bu kadar iyi davranıyorsun sen ? Benden ne çıkarın olabilir ki John. Söyle bana.- Herşey para pul değildir Pislik Hearly. Bazı şeyler paha biçilemez. Bilirsin işte. Sizde nasıl derler ?... Hakkımda ne düşünürsen Allah sana 10 mislini versin. İşte böyle. Ben ne yapıyorsam insanlık için yapıyorum. Gönüller bir olsun yeter.Bu konuşmadan sonra Hearly sırtını döner ve odasına doğru ilerlerken birden duru ve ...- Heyy ! John. Der ve birbirlerine öylece bakarlar.- Allah seni korusun John. Bu iyiliğini asla unutamam.- Önemli değil Hearly. Şimdi istirahatine bak ve dinlen.İkisi de odalarına çekilirler. O gece John yattığı yerden tavana bakarak derin düşüncelere dalar. Acaba Hearly neden bu hallere düşmüştü. O gece bunları ona sormaya cesaret edememişti. Biliyordu ki başından iyi şeyler geçmemişti ve soracak olursa çok üzülecekti Hearly. Bunları düşünürken uyuya kalmıştı John..."Heeeeeeeeyyy! Açın kapıyı bayım içeride misiniz? Açın bayım. Tak tak tak!"Sabah oldu ve koridordan gelen gürültüleri duyan John hışımla bir ok gibi yatağından fırladı ve kapıya doğru koştu. Üzerindekileri çıkarmamış ve öylece yatmıştı. - Neler oluyor burada ? Nedir bu gürültü ? Oda görevlisi : Bayım yan odadaki beyefendinin odasından dumanlar geliyor. Bizi duymuyor. Bu Hearly'nin odasıydı ve dumanlar kapının altından oluk oluk çıkıyordu. - Dayan yaşlı kurt dayan ! Seni şimdi oradan çıkartacağım. Beni duyuyor musun heeey !İçeriden ses gelmiyordu ve dumanlar tüm oteli kaplamıştı. İtfaiye geldi ve odanın kapısını kırdılar. Hearly kapının arkasına sandalyeyi dayadığı için zor açılmıştı kapı. İçeri girdiklerinde acı gerçekle karşılaştılar. Her taraf zift karası olmuş ve geceyi andırıyordu. Her taraf yanmış ve ... Hearly ölmüştü...Bir not buldular Hearly'nin cebinde ve o kağıt ne hikmetse yanmamıştı mucizevi bir şekilde. Notta şunlar yazıyordu.

" Sevgili dostum John. Hayat bana her safhada acılar yaşattı ve ben çok kahroluyorum. Oğlum, eşim derken hayatımda kimsem kalmadı. Onları çok özlüyorum. Bana dün geceden beri yaptığın iyilikleri asla ve asla unutmayacağım. Çorba çok güzeldi. Türkler bu işi en güzel yapan ülke olmalı. Çorba parasını sana ödeteceğimi mi sandın koca oğlan ? Onu unut bir kere :)) Bana yatacak yer verdin, benimle sohbet ettin. Bu zamana kadar kimse bana iyilik yapmadı, aksine hep itip kaktılar ve aşağıladılar. Oysa sen bana tepeden değil, aynı yükseklikten baktın. Sana minnettarım. Bu mektubu okurken üzüleceğini biliyorum ama bunu yapmam gerekliydi. Ailemi çok özledim ben John. Onların yanına gidiyorum. Otele de zarar verdim biliyorum. Cebimde çorbadan kalan para var onu otele ver borçlu gitmek istemem sana . Kendine iyi bak iyi dostum... Arkadaşın Hearly. Pislik hearly... "

İyilik yapmanın tüm cesaretini kendinizde arayın. Mutlaka bir yerlerde iyilik yapacak merhametiniz vardır...

John ve Hearly - 2

Adamdan çok tırsan John, yanındaki Hearly'i de alarak hızla iner otobüsten.
_Nasıl hakladım koca zenciyi Hearly ? Benden korktuğu için inmemizi istedi.
__Halt etmişsin sen koca adam. Bu arada ben de zenciyim hatırlatayım istersen. Hadi ben çok acıktım şu çorbacıyı bulalım hemen.
_Ahh pardon Hearly ya. Nasıl da unuttum seni. Şu anda kendimi o kadar oha hissediyorum ki sana anlatamam dostum.
_Tamam tamam kıvırma John. Ağzından çıktı bir kere o talihsiz söz. Konuştukça batıyorsun.
_Nasıl ?
_Batıyorsun diyorum gözüme.
_Hee tamam o zaman. Bak çorbacı burası.
- İŞKEMBECİ PETER'IN YERİ-
__Burası mı ? Eeee ben burayı biliyorum.
__Yaa ööle mi ? Tesadüfe bak sen. :)
İçeri girerler...
__Merhaba Peter biz geldik. Bak bu dostum Hearly. Pislik hearly. Gel adamım oturalım mı ?
DEVAM EDECEK...

ÖYKÜ : John ve Hearly- 1


Otobüs durağında çok az kişi vardı. Saat 18:43'ü gösterirken, 16-B San Fransisco otobüsü nihayet gelebilmişti. Yerde çok az da olsa iki parmak kalınlıkta kar vardı. Kafamda o sırada değişik fikirler cereyan etmekteydi. Dalmışım... Otobüs şoförünün kornasıyla sarsıldım aniden. Önümdeki sıra ne çabuk erimişti. Hemen hızlı hızlı basamakları çıktım ve otobüsteki boş koltuğa oturdum. Orta kapıya yakın bir yere oturmuştum. Daha rahat inebilmek için. O sırada en arkadaki koltuğa siyah bir erkek oturdu. Belli ki sokaklarda yatıp kalkıyordu. Üzerindeki yırtık kıyafetler benim uzun süre hakkında bilgi edinmem için zaman kaybettirmemişti bana. Ayakları o kadar üşümüş ki oturduğu yerde tir tir titriyordu adamcağız. Ellerini birleştirmiş ve nefesiyle onları ısıtmaya çalışıyordu. Benim ona baktığımı farketmişti sanki. Hemen oturduğu yerde doğruldu ve başını dikerek arkasına yaslandı. Yaklaşık 45-50 yaşlarında vardı. Bu havada üşümekle haklıydı. Kim olsa onun yaşında ve sokaklarda yatıp kalkan elbette üşürdü. Başında hasırdan yapılmış ve dikişleri seyrekleşmiş kirli bir şapka vardı. Dedim ya ona baktığımı anlamış olmalı ki düzgünce oturmaya çalışırken bana başındaki şapkasını hafifçe yukarı kaldırarak baş selamı verdi. Ben de kibarca onun selamını karşıladım. O cesaretle yanına giderek önündeki boş koltuğa oturdum.
_ Merhaba. Nasılsınız ben John. Elein John.
Yüzüme anlamsız ve boş bakışlarla baktı öylece...
_ Baktım otobüste kimse yok sizden başka, canım sıkıldı biraz laflarız diye düşündüm. Tanıştığımıza memnun oldum bayım.
Titrek ve çatallı bir ses tonu ile : _ Daha tanışmadık ki. Neden memnun oluyorsun ? Aptal adam !
_ Ahh. Pardon bayım çok kabayım. E o zaman tanışalım bayım.
__Tamam oldu . Bana Hearly derler. Pislik Hearly. Öhö öhhööö öhhöö !**** Çok üşüyorum sokaklarda bana ekmek ver dostum.
_Ooo demek karnınız aç bayım. O zaman sizinle bir çorbacıya gidelim. Hem yakından tanımış olurum sizi de. Bildiğim bir işkembeci var. Harika çorbası vardır. Türk'tür kendisi.
__Hayır demem dostum. Öhhöhööö öhhöööhhh ****
_Bayım çok hastasınız siz. Baksanıza öksürüyorsunuz.
Derken, yerlere kadar değen uzun paltosunun cebinden bir küçük içki şişesi çıkardı ve bir yudum içtikten sonra;
_ Almaz mısın ? Çek bir fırt. İçini ısıtır John.
_Bakıyorum da hemen ısındın ortama Hearly. Şöför bey inecek var durdurun dünyayı :))) dermişim :)) Şaka şaka müsait biryerde inebilir miyiz ?
Der demez şöför hızla frene asılır ve el frenini de çekerek koltuğundan kalkar ve John'un yanına gelir sinirli bir şekilde.
Şöför : Bana bak dostum. Çok şakacı gördüm seni. Kafana bu elimdeki levyeyi bi korum dünyaya başka gözle bakarsın bundan böyle. Tamam mı !** Anladın mı beni aşşalık adam! Şimdi çabuk otobüsten inin. Şu pis herifi de götür giderken...
ARKASI BÖLÜM 2'DE...

Kırlara sordum adını, utandılar..

Dağlara sordum kokunu , volkan gibi patladılar ...

Rüzgara sordum saçlarını, delice esmeye başladılar...

Zümrütlere sordum değerini, aleme bedeldir dediler...
Ey yeşil gözlü papatyam...

Ey mis kokulu derya güneşim...

Ey sarı başak tarlası saçlım...

Ey kıymettar yürekli aşkım..
SENİ SEVİYORUM ÇİMEN GÖZLÜ PAPATYAM...

Aşk'ı bilir misiniz acaba ? Buralarda olacaktı ama... Biraz kısa, karşıdan ateşli görünür aldanmayın sakın ola ! İlk bakışta otobüse toslamış gibi yapar adamı. Siz bir de görün hele bakalım evlendikten sonra, barka karışınca ne ola... Hadi dostum gidelim buralardan bakınıp durma yollara. Bak ! Artık tozu dumanına karıştı hala ne beklersin be adam. Gel benimle sen, bak seni ne ile karşılaştıracağım. Bak bak teee uzakta karşıki dağın karlı yamacında durur. Zirveye ulaşman lazım onu hissetmen için. Biraz kanın donacak ki anlayasın ne kadar içini titretir. Koklamaya kalkma hemen. Sakın ! Yoksa kokusuna aldanırsın da seni başka diyarlara harman eyler. Başın döner, düşersin aşağıya. Bakma sen ona. Üstünde duran çiğlerde ara içinden neler geçer. Berrak sular akar liflerinden, çağlayanlar akar derinlerinden. Bak sen de yakalandın be adam. Aşk denen başa bela güzel sevdaya...


Aşk yakar, kavurur..Sonra mutluluktan kafan tavana vurur.Pembe kokulu aşk tozları , Döner dolaşır seni bulur...( Eğer toza alerjiniz varsa bulaşmayın ) :))


Aşk bir sudur, tek manası da budur.

Hani derler ya iç, iç kudur,

Acaba aşk bu sene kimi canevinden vurur ?

Kimleri girdabında savurur ?
Sormayın siz o aşıklara AŞK nedir diye,

Onlar çoktan kendinden geçmiştir.

Siz sorun bakalım AŞK'ı tek'e kalan gariplere,

Binememiştir, bakar durur hayıflanıp kaçan trenlere...
Şaka şaka... Aşk hiç insanı bıktırır mı ?

Sadece biraz kafa yapar o kadar =))))

Sevgi en büyük nimettir


Nerede bulsam o güzelliğini, arasam ?

Nerede haykırsam, nerede bulsam ?

Bana da bir sorsan, bir kere bana inansan

Sevdiğime inan artık biraz seviyorsan.

Gel dedim gelmedin,

Halimi hiç görmedin.

Sana yüzbinlerce söyledim,

Aşkını gönlüme tek eyledim.

Doğaüstü olan aşkımız, İnsanlara misal sevdamız.

Bana baksana sen, biz de insanız!

Biz de sever, biz de ağlarız.

Aşkımız Dünya'ya berekettir,

Sevgi en büyük nimettir.

Sevenler bir melektir,

Elbet onlar da sevecektir.



Gökhan Cenker

Messenger da ihanet başkadır...

Artık manuel aldatmalar bitti sıra geldi sanal ortamda işi bitirmeler... Nedir bu kardeşim ? Başka iş yok mudur ? Ama bazıları o kadar fena halde faka basıyor ki istemeden eşine yakalanıyor. Rezil olduğuna mı yansın yoksa eşine kaybettiğine mi yansın ? Varın siz düşünün. Radyo kanallarını geziyordum öööle hayasızca =)) bir de ne duyayım bir geyik muhabbeti var . Konu da aldatma. Sanal ortamda aldatma.
İnternette eşi tarafından aldatılan bir beyin cerrahi uzmanı Serap hanım ve psikiyatr olan eşi Cüneyt bey'in olayını dinledim. Bu olay gerçekten yaşanmıştır. Vallaha.. Şimdi olayı Dr. Serap Hanım'dan dinliyoruz..
Spiker: Telefonum hatta... Doktor serap, doktor serap.
DR: Alo merhaba. İyi akşamlar, iyi akşamlar. Uyuduğumu söyleyin acildeki hastalara başka bir doktor yollayın lütfen... :)
Spiker : Ne doktoruydunuz efendim ?
DR: Bey'in cerrahi doktoruyum. Şimdi hatta kendisinden özür dileyeceğim de eşimden. Doktor Cüneyt psikiyatr. Şuanda bizi dinliyor, araç kitinden de onu duyabiliyorum. Şuanda köprüde, ondan çok özür diliyorum. Messenger adresini hemşirelerden gizlice bulduğum için. Tekrardan özür diliyorum. ( bütün hemşirelere dağıtmış çünkü ) Özür diliyorum. O messenger adresine yanlışlıkla farklı bir isimle girdim ve 1 aydır benimle koyu bir yaptığı için. Ve tekrar özür diliyorum, şuanda aptal gibi köprüden karşıya geçiyor. Özür diliyorum Carrefour'un önünde onu bekleyen bir bayan olmadığı için, ve tekrar kendisinden özür diliyorum kendisine artık yatacak bir yer bulması için. :)))) Yeter mi ?
Spiker : Ohhh. Yüce Tanrım !
DR: Çünkü Carrefour'daki bayan şuanda evine doğru gidiyor, yani evimize doğru gidiyor. Ve ben şimdi evime doğru gidip çocuklarımın karnını doyuracağım, dokor Cüneyt sen de Carrefour'dan geri dönersin ve kendine yatacak bir yer alırsın. Çok çok özür diliyorum bunlar için.
Spiker : Messengerda hemşirelerle mi yazışıyordu ?
DR: Vallaha hastanedeki bütün hemşirelere dağıtmış, aynı hastanede görev yapıyorum. Tabii aralarında çok güzel konuşan hemşireler de var bana karşı, onlardan birtanesi messenger adresini getirdi, bende onun adresinden oymuşum gibi bağlandım ve benle 1 aydır çok güzel konuşuyor eşim. Yani 10 yıldır evliyiz, o yıllarda duymadığım sözleri 1 ayda duydum. Benim başka bir hastanede hemşire olduğumu biliyor.
Spiker : Offff...!!
DR: :)) Hahaha ahahahahahahaaa... Ben de kendisine randevu verdim, zaten bu şekilde söylemeyi düşünüyordum çünkü ; o sizin programın tiryakisi ama hiç katılmadı telefona. Çok iyi bir zamanlama oldu benim için. İşte öyle şuanda köprüde, herhalde geri döner artık yana yakına :))
Spiker : E umarım :))). . . Benim olayla bir alakam var mı bilmiyorum ama kendimi o kadar kötü hissettim ki şuanda, inanamazsınız...
DR: Hayır senin bu işle bir alakan yok, sen bugüne özel çok güzel bir konu seçmişsin. :)) ahhah hahahahahaahahhaa... Zaten senin bu işle bir alakan yoksa eğer seni yarın akşama çay içmeye davet edebilirim. :)) hihihi hi hihhii...
Spiker : Hhahahaahuhahahahahaa......
DR: cannıımm..